Tanrı hakkında

''Allah, göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. Nur üstüne nur. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah insanlar için misaller verir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.''





Uzay fizikçilerinin çoğu, büyük patlamanın başlangıcında yer alan çok yüksek çekim alanı gücüne ve yoğun parlaklıklığa sahip, plazmatik bir bölgenin var olduğunu sanıyor.

Bu bölge, evrenin giriş çıkış kapısı denilebilecek yer olarak tanımlanıyor.. Gerçekten de öyle; çünkü evren silindir şeklindedir ve sürekli genişlemektedir. Eğer evrenin dışına; yani boşluğa çıkmak istiyorsanız, büyük patlamanın başlama noktasına gitmeniz gerekecektir..

Bazı çılgın bilim adamları, burada akılalmaz bir çekim kütlesi bulunan, içinde barındırdığı elementlerin ne olduğu tam olarak bilinemeyen, evrenin dışına açılan küre şeklinde bir kapının varlığına inanıyor..

Hatta bu gizemli mağnetik ışık topu, animasyon halinde National Geographic'in belgesellerinden birinde gösterilmişti..






''Tanrı, ışığından bakamayacağın dev bir ateş topudur...Sadece ışık...Başka bir şey görünmüyor...Eğer biri sana Tanrı'yı gördüğünü söylerse, ona inanma..'' (K.Stoyanova / Vanga)

''Tanrı'ya inanmıyorsunuz ama, size yardım etmesini istiyorsunuz. Bana inançsız gelmeyin; çünkü size ben değil, O yardım ediyor.
Tanrı ışıktır; onun bir görünüşü yoktur. Işıktan bir küre gibidir. Onu kimse görmedi ve görmeyecek..'' (Katya Chapkinova / Petrich)






''O'nun ışığı o kadar parlaktır ki..; ışığından dolayı aslında ne olduğunu görmek imkansızdır.. Biz insanlar, ruhsal gelişimimizi yükseltmek yükümlülüğünü taşıyan Tanrı'nın bir parçasıyız. Gelişmekte olan ruhlarız.

Gelişimimizi tamamladığımızda onunla birleşiriz; ''O'' haline dönüşürüz. Tanrı devasa bir kalp organına benzer şekilde sürekli olarak kasılarak ruhsal gelişimini tamamlamış varlıkları kendisine çeker, onlarla birleşir. Böylece sürekli gençleşir ve yenilenir.
'' (Baba Vanga)





Ebu Zerr anlatıyor:
Peygamber'e: "Sen Rab Teala'nı hiç gördün mü?" diye sordum.
"
Nurdur, ben O'nu nasıl görürüm" dedi. [Müslim, İman 291, (178); Tirmizî, Tefsir, Necm, (3278).]

Araf / 143

''Mûsa belirlediğimiz yere gelip, Rabbi de ona konuşunca: “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da:“Beni katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak; eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca; “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.''


Şu an Allah'ı neden göremediğimizin sebebi budur.

Güneşe bile çıplak gözle bakarsan kör olursun..


En'am / 103
''Gözler O'nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder. O, en gizli şeyleri bilendir; hakkıyla haberdar olandır.''






Her ruh, Tanrı'nın nuru; yani ışığıyla doğar.



Işığını parlatıp ya da söndürmek sana kalmış..



Bugün 23 ziyaretçi (113 klik) kişi burdaydı!